Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

8 Nisan 2012 Pazar

Atatürk’ü Unutturmaya Çalışanlara Bir Tavsiye – Celal Şengör


Gazetelerde, valiliklerin ve şimdi de Sağlık Bakanlığı’nın sitelerinden Atatürk’ün kaldırıldığı haberleri yer alıyor ve bunun AKP‘nin Atatürk’ü unutturma çabasının bir parçası olduğu yazılarak bu durum eleştiriliyor.
Atatürk’ü unutturmak için AKP’nin tabiri caizse çaktırmadan epeydir uğraştığı ve bu uğraşında Fethullahçılarla birlikte hareket ettiği epeydir yazılıp çizilen bir konu. İnsanın üzüntü ama biraz da içinden gülerek, istihzâ ile izlediği bu haberlere konu olanlar hiç heveslenmesinler: Atatürk’ü unutturamazlar. Unutturmalarının niçin mümkün olamayacağını merak ediyorlarsa, Avrupa Ortaçağına bir göz atsınlar.
Orada şunu göreceklerdir: Bizans’ta Ortodoks kılisesi Platon’u, Batı Avrupa’da da Katolik Kılisesi Aristo’yu unutturmak için çok çaba göstermişler ama başaramamışlardır. Sonunda hem Ortodoks kılisesi, hem de Katolik kılisesi Platon ve Aristo’ya yenik düşmüş, bu iki büyük insan Rönesans’ta sadece kendileri canlanmakla kalmamış, kendileriyle beraber tüm pagan Yunan kültürünü de canlandırarak Hristiyanlığa izi silinmeyen okkalı bir tokat atmışlardı. Bu tokadın Hristiyanlığa vurduğu darbe, bugün batı Avrupa’da yaşıyan insanların hemen hemen yarısının (yani biraz adam gibi tahsil görmüş olanlarının) ateist olmasıyla sonuçlandı.
Bunun ne zaman olduğunu düşününüz: Bugünkü tahminlere göre, antik Yunan literatürünün 40’ta birinden az bir kesimi elimize geçmiştir. Yani, Aristo ve Platon’un pek çok eseri Rönesans’a varamadan yok olmuştur. Aristo’nun ders notları dışında tüm eserlerinin kaybolduğu sanılmaktadır. Buna rağmen, 17. yüzyıldaki bilim şahlanmasının temelinde Aristo, felsefenin uyanışının başında ise Platon vardır: Francis Bacon, bilim yöntemini geliştirirken Aristo’yu eleştirdi (ama sonunda farkında olmadan gene Aristo’nun yöntemini tavsiye etti), Galile mekaniği kurarken Aristo’nun fiziğinin eleştirisinden hareket etti, Descartes modern kozmolojinin temellerini atarken Aristo’nun fiziğini kısmen temel aldı.
Bu büyük insanlar sayesinde Aristo fiziği tamamen aşıldı. Aristo biyolojisinin aşılması ise ancak 19. yüzyılın ortasında Darwin sayesinde gerçekleşti: Cuvier gibi bir biyoloji devi temelde hâlâ Aristocuydu. Aristo’nun jeolojisi ise 19. yüzyılın başına kadar yaşadı. Sir Humphrey Davy’nin volkanoloji teorisi hâlâ Aristo’nun meteorolojisine ve hattâ Platon’un Fedon isimli diyaloğunda sunduğu modele dayanıyordu ki bunun temelinin de Eratosten olduğunu beş paralık bir lise tahsili olan herkes bilir (bilmeyenler, ellerindeki tüm diplomalarına rağmen, beş paralık bir lise tahsili görmemişler demektir!)
Sadece Hristiyanlık denen kaba Ortadoğu masalı, kendini ancak Platon’u koltuk değneği olarak kullanmak suretiyle Avrupa’da kabul ettirebilmiş değildir; sonunda yediği tokat da gene Platon sayesindedir: Platon’un diyaloglarında sunduğu sorgulama vurgusu (bunu hocası Sokrat ahlâksızca kötüye kullanmış olsa bile) Avrupalı’nın kafasını açtı, Platon’un diyaloglarındaki siyasîden jeolojik olanlara kadar geniş bir yelpaze sunan modeller, Avrupa’da tartışılır oldu. Bu tartışma sonunda Platon’un çok daha soyut ‘fikirler’ (’idealar’) gibi kavramlarının tartışılmasıyla evrenseller sorununu gündeme getirdi. Ortaçağda nominalistlerle realistler arasındaki tartışmanın aslında başka bir şekli olan bu tartışmalar sonunda, Hristiyanlığın bir sürü iddiasının zırvalığı görülmeye başladı, bundan da Baruch Spinoza, Descartes, Berkeley gibi adamların elinde Hristiyan iddialarının tutarsızlığı açık seçik fark edilir oldu. Tüm bunları ilk kez açık açık sorgulayan David Hume ile de modern düşünce (tekrar) başladı. Bugün Katolik mantıkçılar hâlâ Aquina’lı Aziz Thomas’ın etkisiyle pagan Aristo’ya tutunur. Bir zamanlar unutturmak için çabaladıkları büyük Makedonyalıyı saçma sapan inançları nedeniyle hâlâ aşamadılar.
Gelelim Atatürk’ü unutturmaya çalışanlara: Hiç heveslenmeyin, beceremezsiniz, zira Platon ve Aristo gibi, Atatürk artık bir şahıs değil, bir fikirdir.
Atatük sadece Türkiye’nin malı değildir. Paris’in en büyük kitapçılarından Gibert Joseph’e birlikte gittiğimizde, 27. Hava Kuvvetleri komutanımız Sayın Hv. Org. Aydoğan Babaoğlu‘na, bir raf sırf Atatürk biyografileri göstermiştim. Ülkemizde, utanarak söylüyorum ki, bir takım zır cahil zevat Atatürk’ü unutturtmak isteyebilir ve hatta Atatürk’ten sonra ülkemizi yönetmiş olanların gayretlerinin bir sonucu olarak kültür seviyesi çok düşük olan ülkemizde bunu kısmen başarabilir de. Gençlerimizin Atatürk’ten ziyade Tayyip Erdoğan’a özendiklerini geçenlerde dehşet içinde okumuştum: Böyle bir tercih tamamen bilgisizliğin ve düşüncesizliğin eseri olabilir; ama Türkiyeyi cahilleştirseniz bile tüm dünyayı cahil tutamazsınız. Kâinattaki en büyük gücün eleştirel akıl ve onun sağladığı gözlemle denetlenen bilgi olduğu ve toplum yönetiminde bu güçten başkasının yönetilenleri mutlu edemeyeceği fikri, Mustafa Kemal Atatürk’ün çoktan toprak olmuş nâçiz vücudundan artık ayrı bir varlıktır. Evrende düşünen ve okuyan varlıklar oldukça yaşayacak olan bu varlığa biz Kemâlizm diyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder