Erdoğan’nın Saygun Paşayı hastanede ziyaret ettiğini
öğrendiğim gün twitter’da “Terörist başı af edilip,tahliye edildikten sonra
şehit torunum için evime taziye ziyaretine gelirse,neler yapacağımı hayal bile
edemem” içeriğinde bir tweet paylaştım.
Benim gibi binlerce kişi Erdoğanın Saygun Paşaya yaptığı
ziyarete şaştı kaldı.Tepkiler gösterdi.Bende bunlardan biriydim.Bu konu ile
ilgili blogda “Erdoğan insafa(mı)geldi” başlığıyla bir yazıda yazdım.Erdoğan’nın
Saygun Paşanın elini tutarken çekilen fotoğrafı görünce,Saygun ailesinin açıklamalarını
okuyunca ,hem Saygun Paşaya hem de aileye biraz sitem ettim.
Erdoğan’nın Saygun Paşaya yaptığı ziyareti,daha da haddimi
aşarak Terörist başının şehit ailesine taziye ziyareti ile eş tuttum.Bu bir
hataydı.Erdoğanın şahsını değil,ama bende dahil hiç kimse TÜRKİYE CUMHURİYETİ
BAŞBAKANINI bir teröristle eşit görme hakkına sahip değildir.Tıpkı O
Başbakanının,mahkemelerin iftiralarla ülkenin kahraman Subaylarını terörist
olarak suçlayamayacağı gibi…
Günlerdir sosyal-görsel medyada yazılıyor çiziliyor.Ece
Saygun başta olmak üzere tüm aileye bu gelişmeler nedeni ile hakarete varan
sözler sarf ediliyor.Üstelik bunları yapanlar AKP’li falan da değil.Bunları
yapanlar bizzat kendi içimizde olanlar.
Tüm bu gelişmeleri analiz ederken aklıma 12 Eylül döneminde
yaşadıklarım geldi.Bir çok yazımda da paylaştığım
üzere o dönemde genç bir CHP li yönetici olmam nedeni ile 1.5 yıl hapiste tutulup, yargılandım. İşkenceler
gördüm. Neredeyse topal kaldım. Ama en sonunda suçsuzluğumu ispat edip beraat
ettim. Ben bu kadar zulümden sonra beraat ettim ama, ailemin bu 1.5 yıl
yaşadığı dram romanlara konu olur.O 1.5 yılda dost bildiğim hiç kimse ailemi
arayıp sormamıştır.Evlatlarım okulda gerek öğretmenleri,gerekse arkadaşları
tarafından terörist çocuğu olmakla itham edilip itilip,kalkılmıştır.O dönemde
bugün CHP yönetiminde olan dost bildiklerimiz aileme manevi açıdan destek olmak
bir yana,telefonlara çıkmamış,kapılarını bile çalmamıştır.Aileme en büyük
destek ise o dönem Ankara Çankaya semtinde Enis Behiç KORYÜREK sokakta
oturduğumuz apartmanda bir komşumuzdan gelmiştir.Benim yokluğumda o komşum
ailemin yanında maddi,manevi her daim destek olmuştur.Üstelik bu komşum o
dönemin MSP partisi milletvekilidir ve sonrası ERBAKAN hükümetlerinin önemli
bir ismi olmuş ve bakanlık yapmıştır.Kısacası koyu CHP’li bir ailenin yanında
kimsenin olmadığı dönemde,Erbakan’nın sağ kolu olmuş bir isim,komşum aileme
sahip çıkmıştır.O kişinin haklarını ömrüm boyunca ödeyemem.
Elbet Başbakanın Saygun Paşaya yaptığı ziyaret,aileme destek
olan kişinin yaptıklarıyla aynı değildir. Başbakanın bu tavrı tamamı ile siyasi
bir şov ve Cemaat-ABD-İngiltere troykasına mesajdır.Bu mesajın cevabı bu troyka
tarafından hemen verilmiş,mahkemeler bir çok Paşamızı tutuklamıştır ama, Erdoğanın
bu ziyareti sonucu,onun taraftarı bir çok insan bu iftiralar için acaba demeye
başlamıştır.
Ben bu yazımı Saygun ailesine iletilmek üzere ECE kızımıza
bir mektupla sonlandırmak istiyorum…
“Sevgili Ece;
Sonunda zorlukları aşıp amacına ulaştın. Can baban başarılı
bir ameliyat sonrası hızla iyileşiyor. Tahliyesine de karar verildi. Artık onu
kapısında bir zamanlar komutanı olduğu o Jandarmalar beklemeyecek. Çok yakında
eminim baban,mutluluklar yaşadığınız evinizde koltuğuna oturup senin elinden
hiç düşürmediğin o tespihi alacak ve yine
senin ellerinle yaptığın kahvesini yudumlayacak, ama cezaevinde haksız yere
tutulan silah arkadaşlarını unutmayarak,içi hep buruk kalacak…
Sevgili Ece;Siz ve sizin gibi mağdur olan aileler acılarıyla
boğuşurken bizler sizlere destek olmak için kendimizce elimizden geleni
yaptık.Tıpkı bir şehit haberi geldiğinde,şehit ailesinin acısını diğer şehit
haberi gelene kadar paylaşmaya çalışarak
destek olduğumuz gibi!!!!.Ateş düştüğü yeri yakar.Bugün seninle tüm üzüntünü
paylaşanlar sen evinin kapısını kapattığında dışarıda kalıp hayatlarına
kaldıkları yerden devam ederler,ama sen o kapanmış kapının arkasında acılarınla
yoğrulmaya devam edersin.
Herkes senin acını,gözyaşını,çırpınışlarını sadece anlık yaşar.Ama senin yaşadıkların içinde her
geçen dakika daha da büyüyerek kor ateş halini alır.
Babanın ölümle,kalım arasında gidip geldiği anları,onu bir
daha görememe ihtimalini yaşadığın süreci sadece seninle aynı kaderi
paylaşanlar anlayabilir.Kısacası senin yaşadıklarını bilmeyenler seni hiçbir zaman
anlayamazlar,tıpkı bugün anlayamadıkları gibi.
Sosyal medyada yazılan tweetleri okuyorum.Sana,ailene hatta
Saygun Paşaya hakaretlere varan paylaşımlar yapılıyor.Bunu yapanların
hesaplarını incelediğimde sözde vatansever geçinenler olduğunu görmek beni
kahrediyor.Üzülme bunlara,burada “Benim Anam,Yeşil gözlü bir kürt kadınıydı,ama
her daim Ne Mutlu Türküm der ve bundan
gurur duyardı,Bize Atatürk sevgisini o aşıladı”yazdığım için beni Kürt
ve PKK’lı olmakla suçlayıp,bu ülkenin bölünmez bütünlüğü,bayrağı için şehit
olan torunuma “O BİR KÜRT PİÇİ” diyecek kadar aşağılık insanlarda var.
Bugün seni ve aileni eleştirenler, empati yapıp bir dakika
kendini senin yerine koymayı başarırsa emin ol yaptıklarından,yazdıklarından
çok pişman olacaklar.
Güzel kızım unutma; “Eşekten düşenin halini,eşekten düşen
anlar…” bu sözün üstüne söylenecek her şey teferruat kalır elbet anlayabilene.
Gözlerinden öpüyor,Paşama sevgi ve saygılarımı sunuyorum”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder