Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

2 Eylül 2012 Pazar

"GÜL HASTANE'DE,KILIÇDAROĞLU AFRİKA'DA,ATATÜRK HER YERDE"

Her yeni yazıya başladığımda Fuzuli'nin  Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil...'' sözü aklıma geliveriyor.Ama işte gönül razı olmayınca yine bir şeyler paylaşma isteği hasıl oluyor,ve başlıyorum yazmaya... 

"30 Ağustos......

30 Ağustos Zaferinin, ezilen, sömürülen insanların, o gün dünyanın %85'ini elinde tutan sömürgecilere karşı kazanılmış ilk zaferi olduğunu şu anda bile, bir çok kimse bilmemektedir.

Bu zafer, Mustafa Kemal önderliğinde Türk Milleti, Türk Ulusu tarafından kazanılarak,dünyanın bütün ezilen,sömürülen mazlum uluslarına umut ışığı olmuş ve bu umut ışığı,sömürge ulusların yavaş yavaş bağımsızlıklarını kazanarak dünya tarihinin değişmesine neden olmuştur.İşte 30 Ağustos Zaferi'nin dünyada 300 yıldır yapılan diğer zaferlerden farkı budur.Bu nedenle;Türk Ulusu ve onun büyük önderi Mustafa Kemal Atatürk sömürgecilerin ilk ve değişmez hedefidir.

Bu gün bu zaferi kazanmış Türk Ulusu dahi, bu zaferin bir insanlık zaferi olduğunu,dünyaya adalet getirdiğini,mazlumların kurtuluşu olduğunu tam manasıyla bilmemektedir.Onun için sömürgeciler,dünya uluslarının kapısını küreselleşme,küresel sermaye ile tekrar çalmıştır.Doğal olarak;sömürgecilerin ilk hedefi,30 Ağustos "İnsanlık Zaferi"ni kazanmış Türk Milleti,Ulusu ve Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Bu anlamlı düşüncelerin sahibi değerli dostum,emekli Korgeneral ERDOĞAN KARAKUŞ Paşamdır.
Bu yazıyı okurken aslında Zafer Bayramı da dahil diğer milli bayramlarımız ve 10 Kasım törenlerinin neden iptal edildiğini bir kez daha görmüş oldum.

30 AĞUSTOS 2012 tarihinde Cumhurbaşkanı  himayesinde yapılacak kabul ve resepsiyon için Bay ve Bayan GÜL davetiyeler 'i gönderdiler.Buraya kadar anormal fazla bir şey yoktu.

Fakat bu davetiyelerin gönderilmesinden çok kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı aniden rahatsızlandı ve GATA değilde HACETTEPE hastanesine tedavi için yattı.

Bugüne kadar tedavisini GATA da yaptıran Cumhurbaşkanı,Hacettepeye yatınca resepsiyonun iptal edileceğini hemen anladım.Çünkü Cumhurbaşkanı GATA ya yatmış olsaydı bu kadar fazla iş göremezlik raporu alamazdı.Çünkü yaşamış olduğu hastalık her ne kadar önemde arz etse resepsiyona ev sahipliği yapmasına engel değildi.Engel değildi diyorum,çünkü bu hastalığın aynısını 3 sene önce bizzat bende yaşadım.Konuya açıklık getirmesi adına kısaca bahsedeceğim.

Normal yaşantınıza devam ederken,bir anda mide bulantısı,istifra,baş dönmesi ve haliyle halsizlik başlıyor.Bu ilk atakta bir tıbbi kuruma başvurmadım.İkinci atakta İzmir de bulunuyordum.Yardımcım paniğe kapıldı ve beni 9 Eylül hastanesi acil servisine götürdü.Rektör sevgili kardeşim Prof.Dr Mehmet FÜZÜN derhal kontrollerimi yaptırdı,ve herhangi bir bulguya ulaşamadılar.

Üçüncü atakta Hacettepe üniversitesine başvurdum.Değerli bir profesör dostumuz yaşadıklarımı anlattığım an teşhisi koydu.Aklımda kalan tek şey kulağımda ki basınçtan olduğu yönünde .İlaç tedavisi uygulandı.Ve 3 yıldır bu olay bir daha tekrarlanmadı. Hastanede de yatmadım.Bir süre Uçağa da binmedim.

Bende Cumhurbaşkanının rahatsızlığını öğrendiğimde beni tedavi eden hocamızı aradım.Hocam bana Cumhurbaşkanı ile aynı hastalığı taşıdığımı aktardı.Bende kendisine sordum,sitem ettim;o vakit beni niye hastanede ağırlamadın  diye.Bana cevabı gülerek sende Cumhurbaşkanı ol,söz o suit'te senide yatıracağım oldu.Ve ekledi,Biliyormusun o suit 10 gün Önce yapıldı,yani öyle bir yer yoktu.Sanki rektörün içine doğmuş Cumhurbaşkanı orada kalacakmış diye hızlı hızlı hazırlandı...

Rektör temiz kalpli adammış.İçine doğmuş sanki.Doğmasa;Cumhurbaşkanın 30 Ağustos'tan kısa süre önce rahatsızlanıp,GATA yerine kendi hastanesini geleceğini tahmin edebilirmiydi hiç!!!!!!.Bana göre bunu şeytan bile akıl edemezdi.

Her neyse,Cumhurbaşkanına allah şifa versin,ailesine bağışlasın.

Ama ben hala iyi niyetli Cumhurbaşkanımızın bu resepsiyonu neden iptal ettiğini anlayamadım.Zira Devlet yönetiminde devamlılık asıldır.Cumhurbaşkanı,hasta olabilir,raporlu olabilir,yurt dışında olabilir,allah korusun öle de bilir.Bunlardan her hangi birisi olsa kanunlarımız gereği asil olanı görevine dönene kadar TBMM Başkanı bu göreve vekalet eder.
Durum böyle olunca 30 Ağustos'ta Başkomutan vekili sıfatıyla Cemil ÇİÇEK tebrikleri kabul edebilirdi.23 Nisan'da koltuğunu çocuklara emanet eden Sayın Cumhurbaşkanımız yoksa Cemil Çiçek'e çocuklara duyduğu güveni duymadımı.Ben burasını anlamış değilim.

Gelelim Bay KILIÇDAROĞLU'NA.....

10 yıldır bizler AKP zihniyetini çok iyi biliyoruz.Onlar ATATÜRK ismini ortadan kaldırmak,onu unutturmak için her yolu deniyorlar.Gerçek ATATÜRKÇÜ'LERDE bu oyunu bozmak ATATÜRK ve ATATÜRK FİKİRLERİNİ sonsuza kadar yaşatmak için büyük bir savaş veriyor.

Peki bu savaş sırasında YCHP ve onun G.Başkanı KILIÇDAROĞLU nerede.Bu konu ile ilgili fazla geçmişi karıştırmayacağım.Zira onlarca yazı yazdım bununla ilgili.

Fakat 19.Mayıs.2012 ye geri döneceğim.Yine törenler iptal,yine bizler isyanda.Ankaralı Anıtkabire koştu Atasının yanına.O gün gözlerim KILIÇDAROĞLU ve ekibini aradı ANITKABİR'de.Devlet erkanı geleneğin aksine o gün Anıtkabir'e çıkmadı.Ama KILIÇDAROĞLU başkanlığında ki CHP neden çıkmamıştı.Hemen Aslanlı yolun başına yürüdüm.(Aslanlı yol protokolün geçiş yeridir).Kapıda ne tank vardı,ne özel harekat,ne de polis.O zaman dedim ki,acaba hangi güç KILIÇDAROĞLU'nun Anıtkabir ziyaretini engellemişti.

Gelelim 30 Ağustos 2012 ye....

Hükümet ve AKP tarafında beklenen oldu.Peki YCHP de ne oldu.Genel Başkan neredeydi.Genel Başkan Türkiye'den daha önem arz eden bir görevi üstlenmek için Güney Afrika Cumhuriyetindeydi.Oysa ülkenin bu çalkantılı döneminde,Atatürk'ün yıpratılmaya çalışıldığı bu günlerde keşke Sosyalist Enternasyonal'in başkan yardımcılığı görevini üstleneceğine ATATÜRK'ÜN kurduğu CHP G.BAŞKANLIĞI görevini yerine getirebilseydi.

ATATÜRK'Ü unutturmaya çalışanlara inat,milyonları arkasına alıp tek yürek ANITKABİR'E koşsaydı.Ama o bunun yerine Afrika danslarıyla Zafer bayramını kutlamayı tercih etti.

Ama onlara inat ATATÜRKÇÜLER zafer bayramlarını,Taksimde,Tandoğanda,Kızılay da,Gündoğdu meydanında,hipodrom da,Anıtkabirde ve daha sayamayacağım her yerde coşkuyla kutladılar.

Kısacası Atatürk yine her zaman ki gibi bizlerle her yerde,her kalpteydi.

Son sözüm,Sayın Cumhurbaşkanı,ve Sayın Kılıçdaroğlu'na;

"Başarılı İnsanların İdealleri, Başarısız İnsanların Bahaneleri Vardır!!!"

Biz sizi bahanelerinizle baş başa bırakıyor,sizsiz ATAMIZIN YOLUNDA İLERLEMEYE  SON KANIMIZA KADAR DEVAM EDİYORUZ...

ATATÜRK ÖLDÜMÜ Kİ,ATATÜRKÇÜLER ÖLSÜN....






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder