Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

4 Kasım 2012 Pazar

29 EKİM KUTLAMALARI VE GÜLEN CEMAATİ



Her bayramda kendi çocukluğumu hatırlarım…

Milli, dini bayramları dört gözle beklerdim çocukken. Dini bayramların coşkusu çocukluk ya, içimde daha büyük heyecan yaratırdı. Nede olsa Yeni alınan kıyafetler, ayakkabılar o gün  giyilecek , el öpüp paralar toplanacak ve sonrasında o paraları harcamak için mahalle bakkalına, panayıra gidilecekti.

Ben çocukken; Milli bayramlar, kurtuluş günleri daha farklı coşkuları yaşatırdı içimde. Şehir meydanında şehrin yöneticileri halkı selamlar, öğrenciler, yavru kurtlar, izciler , Askerler bando eşliğinde meydanı inletircesine dimdik yürürlerdi. Bizde coşkuyla onları alkışlardık. Hayranlıkla seyrederdik.

Ben çocukken; Cumhuriyet, Atatürk, Ninenim başörtüsü, dedemin sakalı, gittiğim Kuran kursu, Paşası olduğum rahmetli anamın Kürt olması da kimseyi rahatsız etmezdi.

Ben çocukken, tüm aile geceleri sobanın başına toplanır, Hafız Hacı dedemin Sakallarını burka burka anlattığı Kurtuluş savaşı anılarını dinler, Atatürk’ün nasıl büyük bir komutan olduğunu ondan öğrenirdik.

Ben çocukken, Kardeşlerim ve ben; Türkçe konuşmayı dahi bilmeyen, bizi büyüten Kürt ninemden VATAN, MİLLET, BAYRAK sevgisini öğrenirdik.

Ben çocukken, kapı komşumuz Ermeni Mayrik ebe vardı. Gerçek ismi neydi ben hala bilmem, ama biz ona Mayrik ebe derdik. Ne çok severdik onu, oda bizi. O da milli-dini tüm bayramlarda bizle aynı coşkuyu yaşardı. Allah rahmet eylesin.
Ve biz genç olduk ülkemi toz bulutları kapladı,yaşlandık şimdi ülkem karanlıklar altında…

Yıl 2012…

Çocukluğumda yaşadığım bayramlardan ülkemde eser yok artık…

Halk arasında kullanılan bu bir söz vardır; “Eller gider Mersine,biz gideriz tersine..”

Ben Türkiye’nin son 10 yılının bu atasözüne çok uygun olduğunu düşünüyorum. Bir çok ülke diktatörleri devirip özgürlüğü, Cumhuriyeti yaşamak sevdasındayken, ülkem diktatörler yaratıp Cumhuriyeti, Atatürk’ü tartışmaya, unutturmaya çalışanlarla doldu son 10 yılda.

Ülkemde milli bayram kutlamaları yasaklanmaya, coşkuyla kutlamak isteyenlere de zor kullanılmaya başlandı.

Lakin, benim tüm bu olumsuz gelişmelerde kızmadığım, hatta taktir ettiğim tek bir kişi var ,oda Başbakan RECEP TAYYİP ERDOĞAN ve onun partisi AKP.

Peki neden kızmıyorum?.

Kızmıyorum; çünkü onun ve onun düşüncesine sahip olan insanların yıllardır amaçlarının bu olduğunu biliyorum.

Taktir ediyorum; Çünkü bu kara düşüncelerinden hiç caymadan hedeflediği doğrultuda ilerlemeye devam ediyor.

Benim bu kara gidişatta ise kızdıklarım içimizde ki sahte ATATÜRKÇÜLER,SAHTE CUMHURİYETÇİLER…

29.Ekim.2012 tarihin de Ulusta…

Orada bana göre 3 grup vardı…

Birincisi; Atasına, Cumhuriyetine sahip çıkan  halk;

İkincisi; Türkiye Gençlik Birliği (TGB)

Ve üçüncüsü içimizde ki sahte ATATÜRKÇÜLER,CUMHURİYETÇİLER…

İşte bu sahte Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler Erdoğan’dan,AKP zihniyetininden daha tehlikeliler.

Peki kim bunlar?.

Bunlarla ilgili binlerce tweet paylaştım,Blogda onlarca yazı yazdım…

Bakın 19 Mayıs törenleri sonrasında neler yazmışım;

Atatürk’ü resmî   olarak silmek amacıyla ulusal bayramlarda devlet protokolünün Anıtkabir’e Atatürk  mozolesine çelenk koymak için yaptığı tören bile  bir düzenlemeyle kaldırıldı.19 Mayıs günü bu uygulamaya inat her zaman olduğu gerçek Atatürkçüler Anıtkabir’e gitti. Atalarına duyduğu saygıyı, sevgiyi ve şükranlarını gösterdi. Peki KILIÇDAROĞLU, BAHÇELİ, ADD YÖNETİCİLERİ halkla birlikte bu uygulamaya inat Atanın huzuruna çıktımı. Elbette hayır. Zaten onlar buna dünden razılardı.

Peki o günden bu yana ne değiştide bu kişiler veya kuruluşlar(Bahçeli yoktu)29 Ekimde Ulusta toplanıp, Anıtkabire yürüdü.10 yıldır unuttukları ATATÜRK ve CUMHURİYET 3-5 gün içindemi akıllarına düştü.

Bunlar değilmiydi daha düne kadar; “Türkiye’de laiklik tehlikede değildir!”,diyen.

Bunlar değilmiydi, Atatürk; "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz." derken, iyi cemaatler de vardır, gerekirse bu cemaatlerle görüşürüm diyen.

Bunlar değilmiydi; “Dersim’de katliam yapılmıştır ve Atatürk’te bunu biliyordu diyen.”

Bunlar değilmiydi;Ülkeyi bölmek isteyen,Mehmetçiği şehit eden hainlere bizim çocuklar diyen.

Bunlar değilmiydi;Pkk lı leşe şehit diyen,

Bunlar değilmiydi“Devlet Öcalan’la da görüşebilir”diyen.

Bu ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ değilmiydi,,Yekta G.Özden den bu yana, Atatürk’e sayılıp sövülürken sessiz kalıp sadece SUFİ MÜZİK VE GİTAR DİNLETİSİ dışında hiçbir faaliyete imza atmayan.

Peki ne oldu da bunlar koşa koşa bu organizasyona dahil oldular.

Ve yine ne değişti ki Cumhuriyetle, Atatürkle sorunu olan Cumhurbaşkanı bir anda bu gösteriyi destekler beyanatlarda bulundu.

Çünkü, Bunlar ülkeyi bir ahtapot gibi saran Gülen cemaatinden talimatı aldılar.

Bu Uludere, Şike, Mit, Gül’e ikinci kez seçilme hakkı verilmesi, Numan Kurtulmuş olayından sonra bir yıl içinde Erdoğana cemaat tarafından verilen 6.gözdağıydı.

Kudretli Erdoğana rağmen barikatların kaldırılması talimatıda bizzat Gülen tarafından,AKP nin ve Hükümetin ağır ağabeyine bildirildi,ve o ağır ağabey Valiyi arayarak o barikatları kaldırttı.

KISACASI YİNE ATATÜRK YİNE ATATÜRKÇÜ HALK yCHP,KILIÇDAROĞLU,ve ADD ARACILIĞI İLE CEMAAT ADINA KULLANILMAYA ÇALIŞILDI.

Peki bu oyun kime yaradı..

Bu oyun sadece ABDULLAH GÜL’e yaradı.Yarın ikinci kez Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda muhafazakar,Atatürkçü olarak halkın önüne sunulacak ve uyumaya alışık olan halkta buna inanacak…

*Bu yazı 03.Kasım.2012 tarihinde dedem @ataturkhaber tarafından kaleme alınmış olup,rahatsızlığı nedeni ile tarafımca hazırlanıp,yayınlanmıştır. @argun_tc

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder