Her
bayramda kendi çocukluğumu hatırlarım…
Milli,
dini bayramları dört gözle beklerdim çocukken. Dini bayramların coşkusu
çocukluk ya, içimde daha büyük heyecan yaratırdı. Nede olsa Yeni alınan
kıyafetler, ayakkabılar o gün giyilecek ,
el öpüp paralar toplanacak ve sonrasında o paraları harcamak için mahalle bakkalına,
panayıra gidilecekti.
Ben çocukken; Milli
bayramlar, kurtuluş günleri daha farklı coşkuları yaşatırdı içimde. Şehir
meydanında şehrin yöneticileri halkı selamlar, öğrenciler, yavru kurtlar, izciler
, Askerler bando eşliğinde meydanı inletircesine dimdik yürürlerdi. Bizde
coşkuyla onları alkışlardık. Hayranlıkla seyrederdik.
Ben çocukken; Cumhuriyet,
Atatürk, Ninenim başörtüsü, dedemin sakalı, gittiğim Kuran kursu, Paşası
olduğum rahmetli anamın Kürt olması da kimseyi rahatsız etmezdi.
Ben çocukken, tüm aile geceleri
sobanın başına toplanır, Hafız Hacı dedemin Sakallarını burka burka anlattığı Kurtuluş
savaşı anılarını dinler, Atatürk’ün nasıl büyük bir komutan olduğunu ondan
öğrenirdik.
Ben çocukken, Kardeşlerim
ve ben; Türkçe konuşmayı dahi bilmeyen, bizi büyüten Kürt ninemden VATAN, MİLLET,
BAYRAK sevgisini öğrenirdik.
Ben çocukken, kapı komşumuz
Ermeni Mayrik ebe vardı. Gerçek ismi neydi ben hala bilmem, ama biz ona Mayrik
ebe derdik. Ne çok severdik onu, oda bizi. O da milli-dini tüm bayramlarda
bizle aynı coşkuyu yaşardı. Allah rahmet eylesin.
Ve
biz genç olduk ülkemi toz bulutları kapladı,yaşlandık şimdi ülkem karanlıklar
altında…
Yıl 2012…
Çocukluğumda
yaşadığım bayramlardan ülkemde eser yok artık…
Halk
arasında kullanılan bu bir söz vardır; “Eller gider Mersine,biz gideriz
tersine..”
Ben
Türkiye’nin son 10 yılının bu atasözüne çok uygun olduğunu düşünüyorum. Bir çok
ülke diktatörleri devirip özgürlüğü, Cumhuriyeti yaşamak sevdasındayken, ülkem
diktatörler yaratıp Cumhuriyeti, Atatürk’ü tartışmaya, unutturmaya çalışanlarla
doldu son 10 yılda.
Ülkemde
milli bayram kutlamaları yasaklanmaya, coşkuyla kutlamak isteyenlere de zor
kullanılmaya başlandı.
Lakin,
benim tüm bu olumsuz gelişmelerde kızmadığım, hatta taktir ettiğim tek bir kişi
var ,oda Başbakan RECEP TAYYİP ERDOĞAN ve onun partisi AKP.
Peki
neden kızmıyorum?.
Kızmıyorum;
çünkü onun ve onun düşüncesine sahip olan insanların yıllardır amaçlarının bu
olduğunu biliyorum.
Taktir
ediyorum; Çünkü bu kara düşüncelerinden hiç caymadan hedeflediği doğrultuda
ilerlemeye devam ediyor.
Benim
bu kara gidişatta ise kızdıklarım içimizde ki sahte ATATÜRKÇÜLER,SAHTE
CUMHURİYETÇİLER…
29.Ekim.2012
tarihin de Ulusta…
Orada
bana göre 3 grup vardı…
Birincisi;
Atasına, Cumhuriyetine sahip çıkan halk;
İkincisi;
Türkiye
Gençlik Birliği (TGB)
Ve
üçüncüsü içimizde ki sahte ATATÜRKÇÜLER,CUMHURİYETÇİLER…
İşte
bu sahte Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler Erdoğan’dan,AKP zihniyetininden daha
tehlikeliler.
Peki
kim bunlar?.
Bunlarla
ilgili binlerce tweet paylaştım,Blogda onlarca yazı yazdım…
Bakın
19 Mayıs törenleri sonrasında neler yazmışım;
“Atatürk’ü resmî olarak silmek
amacıyla ulusal bayramlarda devlet protokolünün Anıtkabir’e Atatürk mozolesine
çelenk koymak için yaptığı tören bile bir düzenlemeyle kaldırıldı.19
Mayıs günü bu uygulamaya inat her zaman olduğu gerçek Atatürkçüler Anıtkabir’e
gitti. Atalarına duyduğu saygıyı, sevgiyi ve şükranlarını gösterdi. Peki KILIÇDAROĞLU, BAHÇELİ, ADD YÖNETİCİLERİ halkla birlikte bu uygulamaya inat
Atanın huzuruna çıktımı. Elbette hayır. Zaten onlar buna dünden razılardı.”
Peki o günden bu yana ne değiştide bu kişiler veya
kuruluşlar(Bahçeli yoktu)29 Ekimde Ulusta toplanıp, Anıtkabire yürüdü.10 yıldır
unuttukları ATATÜRK ve CUMHURİYET 3-5 gün içindemi akıllarına düştü.
Bunlar değilmiydi daha düne kadar; “Türkiye’de
laiklik tehlikede değildir!”,diyen.
Bunlar değilmiydi, Atatürk; "Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar ülkesi olamaz." derken, iyi
cemaatler de vardır, gerekirse bu cemaatlerle görüşürüm diyen.
Bunlar değilmiydi; “Dersim’de katliam
yapılmıştır ve Atatürk’te bunu biliyordu diyen.”
Bunlar değilmiydi;Ülkeyi bölmek isteyen,Mehmetçiği şehit eden hainlere bizim
çocuklar diyen.
Bunlar değilmiydi;Pkk lı leşe şehit diyen,
Bunlar değilmiydi“Devlet
Öcalan’la da görüşebilir”diyen.
Bu ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE
DERNEĞİ değilmiydi,,Yekta G.Özden den bu yana, Atatürk’e sayılıp sövülürken
sessiz kalıp sadece SUFİ MÜZİK VE GİTAR DİNLETİSİ dışında hiçbir faaliyete imza
atmayan.
Peki ne oldu da bunlar
koşa koşa bu organizasyona dahil oldular.
Ve yine ne değişti ki
Cumhuriyetle, Atatürkle sorunu olan Cumhurbaşkanı bir anda bu gösteriyi
destekler beyanatlarda bulundu.
Çünkü, Bunlar ülkeyi
bir ahtapot gibi saran Gülen cemaatinden talimatı aldılar.
Bu Uludere, Şike, Mit,
Gül’e ikinci kez seçilme hakkı verilmesi, Numan Kurtulmuş olayından sonra bir
yıl içinde Erdoğana cemaat tarafından verilen 6.gözdağıydı.
Kudretli Erdoğana
rağmen barikatların kaldırılması talimatıda bizzat Gülen tarafından,AKP nin ve
Hükümetin ağır ağabeyine bildirildi,ve o ağır ağabey Valiyi arayarak o
barikatları kaldırttı.
KISACASI YİNE ATATÜRK
YİNE ATATÜRKÇÜ HALK yCHP,KILIÇDAROĞLU,ve ADD ARACILIĞI İLE CEMAAT ADINA
KULLANILMAYA ÇALIŞILDI.
Peki bu oyun kime
yaradı..
Bu oyun sadece
ABDULLAH GÜL’e yaradı.Yarın ikinci kez Cumhurbaşkanlığına aday olduğunda
muhafazakar,Atatürkçü olarak halkın önüne sunulacak ve uyumaya alışık olan
halkta buna inanacak…
*Bu yazı 03.Kasım.2012 tarihinde dedem @ataturkhaber tarafından kaleme alınmış olup,rahatsızlığı nedeni ile tarafımca hazırlanıp,yayınlanmıştır. @argun_tc

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder