".......Uğur Mumcu öldürüldüğünde benim küçük kızım daha bebekti. Televizyonun karşısında donup kalmıştık. İnsanlar kalabalıklar halinde sokaklara aktılar. Sonra ne oldu? O ailenin yanında kaç kişi kaldı? Sizi ziyaret etmek için akın akın gelen insanlar birden kayboluyor. Sonra randevu istediğiniz kapılardan geri çevrilmeye başlanıyorsunuz. Bizim gibi insanların toplum tarafından kucaklanmaya ihtiyacı var. Bu tür insanlara sahip çıkıldığı görülmeli. Biz çok yalnız bırakıldık....-Prof.Dr.Şengül HABLEMİTOĞLU."
18 Aralık 2002
Başkent Ankara…
Portakal Çiçeği Sokağındaki evine girmek üzere olan Necip Hablemitoğlu, gözüne sıkılan kurşunlarla şehit edildi.
O Kurşunlar cesur bir Cumhuriyet aydınının bedeninde Türkiye Cumhuriyet’inin laik ve üniter yapısına sıkılmıştır…
Necip Hablemitoğlu kimdi?
Tam bağımsız Türkiye’den yana olan; ülkesinin devleti ve ulusu ile bölünmez bütünlüğünün ödünsüz savunucusu,Katıksız bir Kemalist’ti...
Ve soğuk bir Ankara gecesinde sırf bu nedenlerle şehit edilen bir Kahramandı Necip Hablemitoğlu...
90 lı yılların sonunda onu tanıma şansı buldum.Her gün görüştüğüm bir dostum değildi.Ama onunla aynı masa başında sohbet etmek,onun anlattıklarını bir öğrenci gibi dinlemek paha biçilmez bir duyguydu.Adıma imzaladığı eserleri bugün benim en değerli hazinelerim.O eserleri sayısız kez tekrar,tekrar okudum.Ve her okuduğumda ülkenin bu günlere nasıl geldiğini,onun yıllar öncesinde yaptığı tespitlerle bir kez daha anladım.
Şimdi sizlere Necip HABLEMİTOĞLU'nun yazdığı kitaplardan bazı alıntılar yapacağım.Bakın Necip bey o günlerden,bu günleri nasıl görmüş ve bakın bizlere ne kadar değerli bilgiler bırakmış.
"Fettullahçılık cürüm işlemek için kurulan bir teşekküldür. Anayasal düzeni değiştirmek için Devleti ele geçirmeyi amaçlamak, cürümlerin yani suçların en ağırıdır. Ayrıca yandaşlarını koruyup kolladığı için de mafya türü çıkar ağırlıklı bir organizasyondur. Fethullahçılık hem laikliğe karşı işlenen suçlar, hem de organize suçlar kapsamında değerlendirmeye alınması acilen gereken bir oluşumdur. Uzun vadede siyasal ümmetçiliği öngören ipleri dışarıda bir şeriatçı organizasyonun, Türkiye ve Türk dünyasına her an ihanet beklentisinden başka ne faydası olabilir ki?"
“Fethullahçı ve diğer köktendinci yapılanmalara karşı devlet erkiyle mücadele yapılmayıp, bu mücadele sadece bir avuç Cumhuriyet aydınına, gönüllüsüne bırakılacak olursa, ödenecek bedeller de giderek ağırlaşacaktır.”
"Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelen tehditlerin en büyüğü ulusal birliğinin bozulmasıdır. Ulusal bilinç, ulusal birlik 15 Mayıs 1919′da İstanbul’dan hareket eden birkaç kişilik vatansever kurmay heyetinin 30 Ağustos Zaferinin ardındaki asli güçtür.
Ya bugün…
Bugün, “Demokrasinin ve ülke-ulus bütünlüğünün önündeki en büyük tehlikeyi oluşturan başta Fethullahçılar olmak üzere tüm şeriatçılar, bölücüler, sözde ilerci sosyalistler, dönek solcu olarak tanımlanan ikinci cumhuriyetçiler, ortak deyimleriyle TeCe’ye karşı ittifak görünümündeler. Hem de demokrasi, barış, hoşgörü, insan hakları gibi evrensel değerleri arkalarına alarak."
Necip Hablemitoğlu’nu şehit edenlerin O’nun hangi fikirlerini susturmak istediklerini ve birçok öngörüsünün de gerçekleştiğini ne yazık ki gördük…
Her ne kadar bir çoğumuz bunları görmüşte olsak,bugün onların uğrunda can verdikleri bu düşüncelerine sahip çıkmadık.Onları ve düşüncelerini,ailelerini çok ama çok çabuk unuttuk.Bakın yine Necip HABLEMİTOĞLU,Uğur MUMCU'nun şehit edilmesinden sonra neler söylemiş.
“Cumhuriyete bağlı olduğunu söyleyen bizler de utanmadan ve sıkılmadan devrim şehitlerimizi sadece ölüm yıldönümlerinde hatırlamaya devam edeceğiz, neye can verdiklerinin nedenini sorgulamadan, hesabını sormadan."
Şimdi gelelim 18.Aralık.2002 tarihine...
Tam 10 yıl geçti.Necip Hablemitoğlu 10 yıl önce evinin önünde Ankara'da Portakal Çiçeği sokakta gözüne sıkılan kurşunlarla şehit edildi.
Peki ne için,şehit edildi.Şengül Hablemitoğlu ve evlatları Kanije ve Uyvar ne uğrunda babalarını kaybettileri.
Acaba babaları, yan gelip yattığı;teröristlerle kucaklaştığı;Ülkeyi bölmeye çalıştığı;İyi cemaatlerde vardır,gerekirse Gülen'lede görüşürüm dediği için mi öldürüldü.Onlar ne için babasız kaldı.
Eğer bilmiyorsanız ben sizi söyleyeyim,üstelik Necip HABLEMİTOĞLU'nun bizzat kendi sözleriyle:
"“…Almanlardan fethullahçılara, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk’ün manevi mirasçısı olarak ‘evet, değer’ diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!…”
Bizler 18 Aralık 2012 de Necip HABLEMİTOĞLU nu tüm hainlere inat her yerde anacağız.Sosyal medya da onun engin ve öngürülü düşüncelerini paylaşacağız.Onun ne için vatanı uğruna şehit edildiğini yazacağız.
Ve sizlerden de beklentim;hainlere,ahlaksızlara inat 18 Aralık'ta ona olan saygı ve sevginizi,onu unutmadığınızı göstermek adına sosyal medyada Hablemitoğlu'nu altta yazılan tag'la ilk sıraya taşımanız.
Bunu yapamaz ve onu ilk sırada onun ve bu ülkenin düşmanlarına karşı savunmazsanız,kendi adıma buna üzülmem.Üzülmem çünkü ben bulunduğum her platformda onu anlatmaya,yaşatmaya devam edeceğim.
Ama Onu anlatmayan,yaşatmayan da bundan sonra sosyal medyada,sokakta,okulda her yerde çıkıpta Sahte ATATÜRKÇÜLÜK,SAHTE VATANSEVERLİK'de yapmasın.
Bugün şehitlerine,aydınlarına sahip çıkmayan her kimse, bana göre haindir,bölücüdür...
*Güneş ERKUL'un yazısından alıntılar yapılmıştır.
Tweet #18Aral%C4%B1kNecipHablemito%C4%9Flu%C3%87%C3%BCnk%C3%BCT%C3%BCrk%C3%BCmVeBa%C5%9FkaT%C3%BCrkiyeYok


Bütün bu faili mecül işler de kimin parmağı var herkes biliyor ama devlet dahi bunu çözemiyor.bizler de ancak tü eyvah demekle kalıyoruz görüyorsun çok konuşanı içeri tıkıyorlar adamın bir daha sesi soluğu çıkmıyor .ama yılmadan yine de ben mücadele etmeye devam edecem de nasıl kimse de korkmadan Atatürk çü olduğumu söylemekle.
YanıtlaSil