Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

14 Haziran 2012 Perşembe

İCRA TAAHHÜDÜNDE HAPSE SON.

Adalet komisyonundan geçen ve meclis genel kurul gündemine gelmesi beklenen 3.yargı reformu içeriğinde bir çok kanunun kapsamı değiştiriliyor.Bunlardan biride icra kanunları ile ilgili.


Ben hukukçu değilim.Ama okuduğunu anlayan,ve araştırma yapan,tüm fikirleri değerlendiren biriyim.


Son günlerde sosyal medyada Borçlarını zamanında ödeyemeyenlerin,bu borçları tekrar yapılandırarak icra kanunları kapsamında verdikleri taahhütleri yerine getiremedikleri zaman hapisle cezalandırıldıkları,ve bununda adil olmadığı yönünde sıkça yorumlar yapılmaya başlandı.Tarafıma bu konu ile ilgili lehte ve aleyhte onlarca DM,Tweet ve e-mail geldi.Durumu her iki yönlü de analiz ettiğimde bu yazıyı yazmak gereği bende hasıl oldu.


"Taahhüt kelimesinin sözlük anlamı 'Bir şey yapmayı üstüne alma, üstlenme'yani kısaca söz vermek demek.


Durum böyle olunca aslında sadece hapse giren mağdur değil.Taahhüt ü kabul eden yani alacaklı tarafta  açıkça mağdur.


Türkiye de son 20-25 yıldır borçlanma patlaması yaşanıyor.Sade vatandaş Kredi kartları ile Esnaf,işadamı çek,senet vb ödeme türleri ile daha fazla kazanç yada daha iyi bir yaşam şekli veya yetmeyen gelirler nedeni ile sonra ödeyebilirim zihniyeti ile borçlanmaya hızla devam ediyor.


Bir çoğu borçlarını zamanında ödeyebilirken,bir çoğu bu borçları ya zamanında ödeyemiyor temerrüte düşüyorlar,yada bir kez daha karşı tarafla anlaşıp borcu yapılandırıp ödemeye çalışıyorlar.


Şimdi alacaklı olan bir kişiden gelen maillı kısaca özetliyorum.


'Ben inşaat malzemesi satan orta ölçekli bir firmayım.Yıllardır iş yaptığım bir mütahitte vadeli malzeme verdim.Yaklaşık kendisinine 10 yıldır malzeme verirdim.Genelde borçlarını vadesinde öderdi.Ta ki 2 yıl öncesine kadar.72.000 TL lık malzeme verdim.12 ay vade içeren senetler aldım.ilk 2 senedi zamanında ödedi.Sonra ortadan kayboldu.6 ay öder düşüncesi ile bekledim.Yakınlarına ulaştım,biraz sıkışık mutlak ödeyecek dediler.Ticari itibarı bozulmasın diye icraya başvurmadım.Ama bu arada malları aldığım firmaya borçları ödemekte zorlanmaya başladım.Toptancı firma kurumsal çalıştığı için beni hemen icraya verdi.İş yerime ve evime gelip haciz işlemi uyguladı.Eşim bu haciz sonrası bunalıma girdi.Bu gelişmeler üzerine bende mütahhidi icraya verdim.Zor bela tebligat yaptırdım.Evine bende haciz gönderdim.Ama çocuklarının halini görünce haciz işlemi yaptırmadım.Sonra bu arkadaş Avukatıma geldi,bu borcu ödeyeceğim bana kolaylık yapın dedi.Bizde tekrar yapılandırdık borcu,zararın neresinden dönersek dönelim diyerek 18 ay vade yaptık.Aldığım bu sözle bende Kurumsal firmaya gidip,borcu ödemek istediğimi bana kolaylık sağlanmasını istedim.Onlar da geçmişteki çalışmalarımızı da göz önüne alarak borcu 12 ye böldüler ve benden yasal taahhüt'ü  aldılar.
Benim alacaklı olduğum kişi ilk taksiti icra dairesine yatırdı.Bende o parayı aynı şekilde Borçlu olduğum firmanın icra daki hesabına yatırdım.Fakat mütahhit bu ilk ödeme sonrasında tekrar ödeme yapmamaya başladı.Ben ise karşı firmaya 2. ve 3. taksiti eşten dosttan aldığım borçla ödedim.Avukatım mütahhidi taahhütü ihlal ettiği için şikayet etti.Yaklaşık 2.5 ay sonra dava sonuçlandı ve taahhüt ihlali sebebi ile tutuklandı.O na inanarak bende verdiğim taahhütü ihlal ettiğim için 5 ay sonra tutuklandım.İş yerim kapandı,iflas ettim.Ticari itibarım,daha da önemlisi çoluk çocuk mahvolduk.
Şimdi soruyorum size,benim inanç göstererek yaptığım bu ticari ilişkinin bedeli bumu olmalıydı?.'


Bu olay da görüleceği üzere işin diğer yönü.Bir kişi karşı tarafa güvenerek mal veya hizmet veriyor,karşı taraf belki haklı olabilecek sebeplerle borcunu ödeyemiyor.Ama mağdur olan tek taraf değil,her iki tarafta.


Kredi kartları konusuna gelelim.Bankalar leblebi gibi kredi kartı dağıtıyorlar.Firmamda çalışan bin tl maaş alan bir görevliye,xxx bank tam 7.500 tl limitli kredi kartı tahsis etmiş.Yine çalışanlarımın 22 tanesi borçlarından dolayı icraya verilmiş,maaşlarında kesinti yapılıyormuş.30 yıllık bir çalışanım taahhüt ihlali yapmış,ama 4.500 TL bizden borç almış ve hapise girmekten kurtulmuş.


Kısacası Türk insanı borçlandırılarak gelecekleri ipotek altına alınmış.


Eminim ki hiç bir kimse borcunu bilerek ödemeyerek çoluğundan çocuğundan ayrı kalarak,işinden olma pahasına hapse girmek istemez.(Bunu alışkanlık haline getirenlerin dışında).Bu durumla karşı karşıya kalanların da eminim ki haklı sebepleri vardır.Asgari ücretin 700 TL olduğu bu ülkede geçinmek bir mucize ister bunu biliyorum.Ama yinede ayağımızı yorganımıza göre uzatmak durumundayız,biz ülke olarak buna tutsağız.


Tecavüzcülerin,dolandırıcıların,kaçakcıların dahi cezaları ertelenip,paraya çevrildiği bu dönemde çok basit bir ihlal suçundan hapis yatmak bu yüzyıla yakışmayan durum,ama borcunu tahsil edemeyen karşı tarafında hakları korunmak zorunda.Her iki taraf içinde adil olunmak gerek.


Çok yakında yasalaşacak olan 3.Yargı reformu bu hapiste olan geçim mağdurlarını kurtaracak.Ama gözüken o ki inanç duyup borç veren karşı tarafı da mağdur edecek.
Keşke bu 3.yargı reformu sadece bu konuyla sınırlı olsaydı.Ne yazık ki PKK ya dahi af getirecek.


Sonuç olarak;İş dolandırıcılık olmadığı sürece 12 Eylül döneminde, sonrasında beraatta etmiş olsam da 1.5 yıl hapis yatan ben,maddi suçlar nedeni ile hiç kimsenin hapiste çoluğundan çocuğundan ayrı kalarak zulüm çekmesini arzu etmiyorum.Fakat bir şartla,borcunu tahsil edemediği için mağdur olan karşı tarafında hakkı korunduğu sürece.


@ataturkhaber

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder