Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

30 Haziran 2012 Cumartesi

Numan Kurtulmuş'un AKP - ABD ve Fethullah sevdası

Buna benzer,ana fikri aynı olan bir yazıyı aslında 12 Haziran seçimlerinden önce hazırlamıştım.Fakat sonrasında paylaşmaktan vazgeçtim.Ama AKP 'deki son siyasi gelişmeler bu yazıya yeni fikirleri de ekleyerek yazma gereği hissettirdi.


"Başbakan;KILIÇDAROĞLU'nun tutarsız siyaseti nedeni ile sık sık CHP'ye ve CHP tarihine yüklenmektedir.Çünkü CHP nin bir tarihi vardır.CHP ATATÜRK tarafından  9 Eylül 1923 de kurulmuş,Türkiye'nin tarihinde önemli hizmetler vermiş,kısacası TÜRKİYE CUMHURİYETİ tarihine tanıklık etmiştir.O nedenle geçmiş köklü tarihi vardır.Onur duyulacak,Gurur duyulacak.


Birde sağ partilere bakalım.Özellikle Son 30 yıla.


12 Eylül ihtilali sonrası,cemaatlerin ve ABD'nin desteği ve önderliği ile isimleri belki farklı ama birbirinin uzantısı bir çok sağ parti kuruldu.Bunların çoğu ya tarihten silindi,ya kapandı,yada kapatıldı.Tabi ki bu arada suni Liderler yaratıldı.Bu liderler  ortalama 10 yıl kullanıldı.Bu süre sonrasında ya gözden düşürüldüler,yada emirlerinden çıkanlar tıpkı Turgut Özal gibi şüpheli bir ölümle ortadan kaldırıldılar.


Bu her 10 yılda bir çıkan liderler ve partiler aslında incelerseniz,hepsi bir anda yoktan var edilmiştir.Turgut ÖZAL,Mesut YILMAZ,Tansu ÇİLLER ve son olarak R.Tayyip ERDOĞAN...ANAP,DYP,AKP...


Baktığınız da isimleri farklı da olsa liderlikteki siyasi ömürleri 10 yılı geçmemektedir.


Erdoğan'nın da diğerleri gibi siyasi ömrü dolmuştur.Çünkü Erdoğan'da diğerleri gibi,başarısının aslında ABD ve Gülen den gelen destekle olduğunu unutup,kendi yolunu çizmeye çalışmıştır.


Başbakan'na ilk uyarı ULUDERE olayında verilmiştir.Sonrasında ki Şike yasası ve MİT krizi bunu da daha da körüklemiş,Her ne kadar Başbakan sonrasında geri dönüş yapıp F.Gülen'ne övgüler düzüp,ülkeye davet etse de,kısacası son pişmanlık fayda etmemiştir.


Ve,ABD-Gülen ekibi gelecek 10 yıl için Numan KURTULMUŞ'u seçmiş ve düğmeye basmıştır.Bundan sonrası Erdoğan için artık çok zordur.Cumhurbaşkanlığı hayali bile gerçekleşmeyebilir. 


Peki kimdir bu Numan KURTULMUŞ.Erdoğan'dan farkı varmıdır.Acaba gelen gideni aratırmı;


Bu kısma Numan KURTULMUŞ'UN bir kaç beyanı ile başlayalım öncelikle:



-Orhan Pamuk okur, Özal gibi hızlı araba kullanırım.

-Fethullah Gülen gelsin parti kursun.

-İktidar olsaydım Gülen'in dönmesini sağlardım. 



"Kendisi ekonomi profesörüdür.ABD'de Cornell Üniversitesi'nde doktorasını yaptıktan sonra bir süre burada misafir öğretim üyesi olarak çalıştı.1998 yılında Fazilet Partisi'nde siyasete atıldı.
26 Ekim 2008'de yapılan 3. Büyük Kongre'de Numan Kurtulmuş Saadet Partisi genel başkanlığına seçildi.Erbakan Hocanın ve Milli görüşün tüm itirazlarına rağmen 2009 yerel seçimlerinden sonra AKP'ye uyumlu ve destek veren bir görüntü çizmeye başladı.Bu tutumu parti içinde çok fazla eleştiri aldı.Kurtulmuş'un, Milli Görüş çizgisinden uzaklaşıp ve Erbakan Hoca'ya ihanet ediyor görüntüsü çizmesi parti web sitesinden Milli Görüş ismini çıkarması teşkilatta büyük tepkiler oluşmasına neden oldu.


 Kurtulmuş, 2009 yerel seçimlerinden sonra Milli Gazete'de operasyon başlattı.


AKP'nin mali baskısı nedeniyle kendi çevresinden bile ilan ve reklam alamayan Milli Gazete, zor durumdaydı.

Kayıp Trilyon nedeniyle gelen ödeme cezası da ayrı bir yük getirmişti.Birçok çalışanına 7-8 ay maaş bile ödeyememişti.

ABD / AKP / Gülen ambargosunu kırıp reklam almaya başlama ümidi ile Milli Gazete'den aldığı talimat gereği  Milli Görüş ve ERBAKAN taraftarı 3 kişiyi işten çıkarttı.Bu 3 kişi;

Afet Ilgaz: Fazla millici ve asker yanlısı idi.
Hasan Aycın: Gazetenin emektar çizeri
Şaban Kalafat: Erbakan'ın basın danışmanı.

Ayrıca, Genel Başkanlık için adı geçen Doç. Dr. Mete Gündoğan'a gazetede yazı yazdırılmadı.

Bu operasyonlar sonrasında Milli Gazete, Ergenekon tertibi ile ilgili olarak yandaş medyadan geri kalmayan manşetler atmaya başladı.Böylece Milli Gazete, ABD / AKP /Gülen çizgisine oturmuş oldu. 

Kurtulmuş, Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu'na 8 Mart 2009 günü verdiği mülakatta şöyle diyordu:

"Ergenekon konusunda siyaset, partiler taraf olmasın. Sussun.

Temenni ediyoruz ki, bu davayla Türkiye gerçek bir temiz eller operasyonunu gerçekleştirmiş olur."

Böylece Kurtulmuş, ABD ve Gülen tertibini bütün gücüyle desteklediğini açıklamış oluyordu.


Kurtulmuş, Anayasa değişikliği teklifi konusunda Arınç ile görüştükten sonra:

"Paketi zayıf bulsak da destekleyeceğiz" dedi. Bu destek, bardağı taşıran son damla oldu. 

Milli Görüşçüler, Kurtulmuş'un "Kürt Açılımı"na destek vermesinden de rahatsızlardı.

Ayrıca Kurtulmuş, Avrupa Birliği hakkında net mesajlar vermiyor, AB'yi açık bir dille reddetmiyordu.


Kurtulmuş ile yaptığı uzun bir sohbetten sonra Hürriyet'te 13 Şubat 2009 günü izlenimlerini yazan Fatih Çekirge şöyle diyordu:


"Kurtulmuş, Milli Görüş anlayışını bir 'üçüncü dünya hevesi' olmaktan çıkartıp, küresel dengeye taşıma gayretinde"

ABD ve Gülen tarafından SP'nin başına tayin edilmiş olan Kurtulmuş, Milli Görüş anlayışını ABD yandaşlığı şekline dönüştürme gayreti içindeydi, ve bu gayret Fatih Çekirge tarafından net olarak yazılmıştı. 

Peki;Daha önce 3 büyük ihanete uğramış olan Erbakan, Kurtulmuş'un kenarda bekletildiğini bilmiyor olabilirmiydi.?

Elbette olamazdı.Ama ABD ve Gülen'nin baskıları nedeni ile,bile bile  oybirliği ile onun seçilmesi için her şeyi yaptı.

Erbakan'ın davranışı, aynen, kanun değişikliği yoluyla Tayyip'i önce Milletvekili seçtirip sonra Başbakanlığa terfi ettiren Baykal ve önce Ecevit Hükümeti'ni dağıtıp sonra Cumhurbaşkanlığını Gül'e hediye eden Bahçeli'nin davranışları ile aynı kodları içeriyor.Yani;

"Amerikan baskısına boyun eğiş."

                 ***                             ***                       ***                     ***                          ***

Ne acı ki geleceğimizi artık halk olarak biz belirleyemez hale geldik.Ülke ABD ve onun maşası Gülen tarafından atanan kişilerce yönetildi,ve yönetilmeye devam olacak.

Bunu yazmak benim için inanın çok zor ve bir o kadar da acı.Ama ben ERDOĞAN veya KURTULMUŞ arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılsaydım eğer hiç düşünmeden yaşadığım süre boyunca öfke duyacağım ERDOĞAN'nı seçerdim.Ama görünen o ki Kurtulmuş gelecek,ve gelen gideni aratacak...

@ataturkhaber

*Bu yazı hazırlanırken bir çok internet sitesi,gazete ve makaleden alıntılar yapılmıştır.














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder