Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

1 Ekim 2011 Cumartesi

Savunma Ayağı da Koparılmak İstenen Bağımlı Yargı

Gerçek demorasilerde, üç ayaklı bir sehpaya benzetebileceğimiz bağımsız bir yargının; iddia, savunma ve karar makamı olmak üzere, üç kurucu unsurunun bulunduğu bilinen bir gerçektir.

Demokrasiyle yönetilen ülkemizde de, mevcut yasalarımız, şu anda tam bağımsız olmasa da, yargımızın; iddia ve karar makamlarının yanında üçüncü kurucu unsurunun savunma olduğunu açıkça belirtmektedir.

Ancak, uygulamaya bakıyoruz, yargıyı her geçen gün iktidara bağımlı kılmaya çalışan AKP iktidarının;yargının iddia ve karar makamlarında görev yapan savcı ve hakimlerimizi kendisine bağımlı kılmanın yanı sıra, hakim ve savcılarımızı kullanarak, yargının, gerçek anlamda bağımsızlığını koruyarak ayakta durabilmesi, savunma ve  adil yargılanma hakkının işlerlek kazanabilmesi için gerekli olan, yargının  üçüncü ayağı ve kurucu unsuru savunmayı da bağımlı ve çalışamaz hale getirmenin gayreti veya suskunluğu içinde olduğunu görüyoruz.

Söylemlerine bakılırsa, sanki, 12 Eylül Anayasasını acilen değiştirerek, insan orjinli, insana ve insan haklarına değer veren ve insanı öne çıkaracak olan yeni bir Anayasa yapma ateşiyle yanıp tutuşan AKP iktidarı değil. Savunma hakkına saygı duymayan, yargının iddia ve karar ayaklarından sonra savunma ayağını da koparmak isteyen AKP iktidarının, bugün ortaya koyduğu bu çelişkiyi kamuoyunun çok iyi değerlendirmesi gerekiyor.

Açıkçası, AKP iktidarının, yeni Anayasa konusunda da takiye yapmakta ve yeni Anayasa yaparak, kişi hak ve özgürlüklerini genişletecekleri vaadiyle, Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez olan hükümlerine dokunmanın hazırlığı içinde olduğunu değerlendiriyoruz.

Biz bu değerlendirmemizle, komplo teorileri üretmeye çalışmıyoruz. Zira;

Görünen köy kılavuz istemez.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Bu özdeyişler boşuna söylenmemiş.

Son günlerde, aynı merkezden alınan bir kararın uygulamaya konulduğu şüphesini uyandıracak şekilde, bazı Özel Yetkili Ağır Ceza Savcılarımız tarafından yürütülen soruşturmalarda, esasen alışık olduğumuz, savunma makamını temsil eden avukatlarımızın, dava açılıp iddianame kabul edilene kadar geçen süreçte, soruşturma dosyalarını incelemelerine ve bilirkişi raporları ve şüphelilerin sorgu tutanakları dışında, dosyadan evrak fotokopisi alabilmelerine yasak getiren gizlilik kararlarını da aşarak, Terörle Mücadele Yasasına dayanarak, avukatların, savunmalarını üstlendikleri şüphelilerin sorgu tutanaklarının fotokopilerini dahi almalarına yasak getiren kapsamlı ve topyekün gizlilik kararları aldıklarına tanık olmaktayız.
Bu ne biçim hak, hukuk, savunma ve adalet anlayışıdır?

İnsan haklarına saygılı demokratik bir hukuk devleti olduğu iddiasını taşıyan ülkemizde, bağımsız yargının kurucu unsurlarından birisi olan  savunma makamını ve anayasal bir hak olan savunma ve adil yargılanma hakkını yok sayan bir karar, mahkemelerimiz tarafından, nasıl olup da alınıp uygulamaya konulabiliyor? Bunu anlamak ve açıklamak gerçekten imkansız.

Yargının tam bağımsız olabilmesi için, sadece iddia ve karar makamını oluşturan savcı ve hakimlerimizin bağımsız olamaları-ki değiller- asla yeterli değildir. Alınan ve amacını aşan gizlilik kararlarıyla, savunma hakkına tümden yasak getiren, yargının savunma ayağını koparan veya felç ederek çalışamaz hale getiren, savunma makamı bağımsız olmayan bir yargı sisteminde, yargının tam bağımsız olduğunu savunabilir misiniz?

AKP iktidarı ve onun Adalet Bakanı bu uygulama için diyecektir ki; “Ne yapalım, savunmanların, savunmalarını üstlendikleri şüphelilerin sorgu tutanaklarından bir örnek dahi almalarına yasak getiren gizlilik kararlarını hakimlerimiz vermiş olup, yargı bağımsızdır, biz yargıya karışamayız, yargı sürecinin sonucunu beklemek gerekir.”

Hayır, AKP iktidarı, gerçekten devlet orjinli 12 Eylül darbe Anayasasını tümden değiştirerek, insan orjinli, insan hak ve özgürlüklerine daha saygılı, insan hak ve özgürküklerini alabildiğine genişleterek insanı öne çıkaracak olan yeni bir Anayasa yapma isteğinde gerçekten samimi ise ve bu isteğinin arkasında sakladığı gizli bir niyeti yoksa, Anayasayı değiştirmeden önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi 1.Ekim.2011 de toplanır toplanmaz, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerini kaldıracak olan bir yasa tasarısı hazırlayarak Meclise sunmalıdır. Keza, alınan topyekün gizlilik kararlarına yasal dayanak olarak gösterilen Terörle Mücadele Yasasında değişiklik yapan veya bu yasayı tamamen yürürlükten kaldıran bir yasa tasarısını da hazırlayıp Meclise sunmalıdır.

Mahkemeler karar almış, yargı bağımsız, mahkemelere emir veremem, elimden Bir şey gelmiyor mazeretine sığınmak, büyük bir yalandır.

Bugün, insan hak ve özgürlüklerini büyük oranda kısıtlayan, hür irade ile seçilen halkın temsilcileri tarafından yapılmadığı için, bizim de tamamen değiştirilmesinde hem fikir olduğumuz 12 Eylül Anayasası değil, uygulama yasalarıdır. Son günlerde Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından verilen ve soruşturma dosyalarına, topyekün inceleme ve evrak örneği alma yasağı getiren gizlilik kararlarına yasal dayanak yapılan Terörle Mücadele Yasası da bir uygulama yasası olup, AKP iktidarının meclis çoğunluğuna dayanarak bu yasayı değiştirerek veye tamamen yürürlükten kaldırarak, savunma hakkını kısıtlayan yargı kararlarını önleme imkanı mevcuttur.

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, hodri meydan Sayın ERDOĞAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder