Milletvekili seçimleri sonucunda milletvekili olan CHP'li HABERAL ve BALBAY' ın tahliye taleplerinin reddedilmesi sonucunda oluşan yemin krizi, Türk yargısı ve demokrasisi adına hiç hoş olmamıştır.
Bana göre bu kriz, ülkemizde tutuklama kurumunun iyi anlaşılamamasından ve bu kurumun amacına ve yasal koşullarına uygun olarak işletilememesinden kaynaklanmıştır.
Bu sonucu görmesi ve en azından tahmin etmesi gereken CHP' nin; Sayın BALBAY ve HABERAL' ı milletvekili adayı yapması, büyük bir basiretsizlik örneği olmuştur.
Olan olmuş ve BALBAY ile HABERAL, milletimiz tarafından milletvekili seçilmişlerdir.
CHP yönetiminin; milletvekili seçilmelerine ve tutukluluk hallerinin sürdürülmesinin yasal koşullarının kalkmış olmasına rağmen tahliye edilmeyen ve meclise gelerek milletvekili yeminlerini yapamayan bu iki milletvekiline sahip çıkarak, meclise gitmelerine rağmen yemin etmeme konusunda aldıkları ve uygulamaya koydukları karar, ileride yapılacak olan seçimlerde AKP tarafından CHP aleyhinde propaganda malzemesi olarak kullanılacaktır.
Mecburi tutuklamanın olmadığı, tutuksuz yargılanmanın kural, tutuklu yargılamanın ise, istisna olduğu, demokratik bir hukuk devleti olan ülkemizde, milletin, oylarıyla milletvekili seçtiği, Türk Milleti adına yasama yetkisini kullanacak olan, birisi saygın bir doktor ve öğretim üyesi, diğeri de yine saygın ve tanınmış bir gazeteci olan HABERAL ve BALBAY' ın, yine Türk Milleti adına, Anayasa gereği, yargı yetkisini kullanan ilgili hakimlerimiz tarafından tahliye edilmeyerek, milletin oya dönüşen rızalarına rağmen, yasama yetkilerini kullanmalarının engellenmesi, Türk Yargısı adına büyük bir talihsizlik olmuştur.
CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU; konunun AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından çözülebileceğine ilişkin beyanları nedeniyle, bağımsız olan yargıya Recep Tayyip ERDOĞAN' ın müdahale edemeyeceği gerçeği ve yürütmenin başı olan Recep Tayyip ERDOĞAN' ın, CHP tarafından, bundan önce, sürekli olarak, yargıya müdahale etmekle suçlanması karşısında, çelişkiye düşmekle suçlanmıştır.
Bize göre, Sayın KILIÇDAROĞLU' nun, tahliye edilmeyen CHP'li milletvekilleri nedeniyle oluşan yemin krizinin, AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından çözülebileceğine ilişkin değerlendirmesi ve beklentisi doğru, yerinde ve hiçbir çelişki içermeyen bir değerlendirme ve beklentidir.
Teorik olarak, Anayasamıza göre de var olan, ancak uygulamada hiçbir zaman gerçekleşmeyen kuvvetler ayrılığı prensibine göre, yürütme organı ve yürütmenin başının, yargıya müdahale yetkisi mevcut değil ise de; Ergenekon davasının savcılığını üstlenen, Ergenekon ve Balyoz Darbe Planı davaları ile yakından ilgilenen, bu davaların kendisinin başbakan olduğu hükumeti devirmeye yönelik davalar olması nedeniyle, aynı zamanda davanın tarafı ve mağduru konumunda olan AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN ile onun emrindeki Adalet Bakanının; hele, hele, Anayasada yapılan değişiklikten sonra yapısı değişen Hakimler Ve Savcılar Yüksek Kurulunun bugünkü yapısı ile yargının bağımsızlığının büyük yara aldığı, yeni Yargıtay ve Danıştay Başkanlarının, yeni HSYK tarafından seçilen Yargıtay ve Danıştay'ın yeni üyelerinin blok oylarıyla seçildiği, Devlet Bakanı Bülent ARINÇ' ın, Yargıtay ve Danıştay Başkanlıklarına kendi sınıf arkadaşlarının seçilmesine yönelik sevinç çığlıkları attığı günümüzde, yargı üzerindeki vesayetlerini ve etkinliklerini görmezlikten gelmenin imkansız olduğunu ve bu gerçekleri gören ve bilen KILIÇDAROĞLU' nun, tahliye ve yemin krizinin çözümünde Sayın Başbakanı adres göstermesinde, çok haklı olduğunu, ortada hiçbir çelişkinin ve şaşılacak bir yanın bulunmadığını değerlendiriyoruz.
Ülkemiz yargısının içinde bulunduğu bugünkü koşullar; Sayın KILIÇDAROĞLU 'nun, Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN' ın tahliyeler ve yemin krizini çözebileceği konusundaki beklentisini ve inancını, ne yazık ki haklı göstermektedir.
O kadar ki; Kürt sorununu çözeceğini beyanla Kürt açılımını ilan eden ve ÖCALAN ile müzakereler yapılmasına göz yuman AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN' ın bu tavrı karşısında, hiçbir makamdan emir almaksızın resen soruşturma açma yetkisine sahip olan Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılarımız, Anayasamızın 14 maddesine sığınarak, milletvekili seçilen BALBAY ve HABERAL' ın tahliye taleplerinin reddine karar verilmesine yönelik mütalaalar verirken, Türk Ceza Kanununa göre, yedi sekiz yıl öncesine dayanan ve çoğu tutuklu bulunan askerlere yönelik Hükumeti devirmeye teşebbüs suçlamasından daha ağır ve önemli bir suç olan devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bölmeye teşebbüs edenler hakkında, Anayasanın 14 ve 83. maddelerini çalıştırarak hiçbir işlem yapmayıp sessizliklerini korumaktadırlar.
Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılarımız, Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN' ın Kürt açılımına zarar vermekten mi çekinmektedirler, bu konuda harekete geçmek için AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN' ın onayını mı beklemektedirler?
Merak ediyoruz doğrusu
" Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!"-DR. Necip HABLEMİTOĞLU
Sayfalar
Ben Anamın Paşası....
- Anasının Paşası @ataturkhaber
- ANKARA, Türkiye
- ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder