Bu yazımızda Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın da tutuklanması ile devam eden şike soruşturmasının, örgütlü bir suç olduğu iddia edilmesine rağmen, özel yetkili savcılar tarafından yürütülmesini anlamış değiliz.Ceza Muhakemesi Kanununun Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin görev ve yetkilerini belirten 250. maddesine göre; her örgütlü suç, Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin görevine girmemektedir. Örgütlü bir suçun Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin ve dolayısiyle Özel Yetkili Savcılığın görev alanına girebilmesi için;
haksız ekonomik çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde, cebir ve tehdit uygulanarak işlenen suçların varlığının tespit edilmiş olması zorunludur.
Basından izlediğimiz kadarıyla, şike iddiası çerçevesinde, cebir ve şiddet uygulanarak işlenen bir suç olmadığı gibi, kurulduğu iddia edilen şike örgütünün; cebir ve şiddete dayalı suç işleyen silahlı bir örgüt olduğuna dair ciddi bir kanıtın da var olmaması karşısında, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen, cebir ve şiddete dayalı ciddi bir eylemin ve kanıtlarının tespitine kadar, soruşturmanın genel yetkili savcılar tarafından yürütülmesi hukuki bir zorunluluktur.
Uygulamada, Özel Yetkili Savcıların görev alanlarına girmediği halde, bu savcıların ve mahkemelerin, tutuklu yargılamayı esas aldıkları gözetilerek, cebir ve şiddete dayalı eylemler gerçekleştiren sunni ve sanal örgütler yaratılarak, bazı soruşturmaların genel yetkili savcılardan kaçırıldıklarına ve daha sonra, bu soruşturma ve davaların, görevsizlik kararlarıyla genel mahkemelere intikal ettirildiklerine tanık olunmaktadır.
Aslında hukuken olması gereken; örgütlü suçlarda dahi, soruşturmanın genel yetkili savcılar tarafından başlatılması ve soruşturma evresinde toplanan delillerle, tartışmasız olarak, cebir ve şiddete dayalı eylemlerde bulunan bir suç örgütünün varlığının saptanması halinde, soruşturmanın özel yetkili savcılıklara intikal ettirilmesidir.
Yani, görevin belirlenmesinde, özelden genele değil, genelden özele bir yol izlenmek zorundadır. Asıl görev, genel yetkili savcılara ait olup, özel yetkili savcılar; yasaların açıkça ve sınırlı olarak belirttiği istisnai ve özel hallerde ve konularda görev icra eden savcılar olup, onlara özel yetkili savcı denilmesinin sebebi de budur, yoksa, onların astığı astık, kestiği kestik, her işe el atabilen sınırsız ve üstün görev ve yetkilerle donatıldıkları anlamı çıkarılmamalıdır.
Gördüğümüz kadarıyla, bugün ülkemizde, genel yetkili savcılara güvenilmemekte ve özel yetkili savcılar, genel yetkili savcılar gibi, her işe soyunmakta ve Ceza Muhakemesi Kanununun göreve ilişkin maddeleri ihlal edilmekte, özel yetkili savcılar, teşbihte hata olmaz, bir tetikçi gibi kullanılmaya çalışılmakta olup, bu hukuka aykırı uygulama, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir hukuk devletine yakışmamaktadır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder