Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

21 Eylül 2011 Çarşamba

Her Fırsatta Anayasayı Suçlayan İktidar

AKP iktidarının en belirgin özelliği, en ufak bir başarısızlıkta hemen 12 eylül Anayasasını suçlamaktır.

Darbeciler tarafından yapıldığı için, 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesi gereğini kabul etmeyen yok.

Ancak, her olumsuzluğu da, sırf darbeciler tarafından yapılmış olması nedeniyle, 12 Eylül Anayasasına yıkmak da büyük bir  haksızlıktır.

Hepiniz hatırlarsınız, Ramazan Bayramı öncesinde bir baba, bir gezi sırasında Erdoğan'ın önüne geçerek, Güneydoğuda askerlik yapan oğlunun, askerliğini bitirmesine ve terhis olmasına rağmen, on, on beş gün geçtiği halde, kendi yanlarına gönderilmediğini söyleyerek, bu haksızlığın giderilmesini talep etmiş ve ERDOĞAN'ın özel gayreti ile terhis olan genç, gecikmeli olarak ailesine kavuşturulmuş ve aile çifte bayram yapmış idi.

Demek ki istenirse olabiliyormuş. Kelle koltukta, terör bölgesinde askerlik yapan ve terhise hak kazanan gençlerimizin,can güvenliği nedeniyle de olsa, birliklerinde tutulmaları, bize göre, hürriyeti tahdittir. Devletimizin aciz olmadığı, ERDOĞAN'ın müdahalesi sonunda terhise hak kazanan gencimizin devletimizin olanaklarıyla can güvenliği korunarak ailesine kavuşturulduğuna hepimiz tanık olduk. Bu uygulama niçin kendiliğinden olmuyor da, Başbakanın devreye girmesi ile oluyor anlamak mümkün değil.

Şimdi buradan soruyoruz, terhise hak kazanan erin, can güvenliği gerekçesiyle, birliğinde uzun süre tutularak, özgürlüğünün tahdit edilmesinin suçlusu da, 12 Eylül Anayasası mıdır?

Tabii ki hayır.

Özgürlükleri kısıtlamakla suçladıkları 12 Eylül Anayasasını, daha çok özgürlük iddiasıyla değiştireceklerini ilan eden AKP iktidarı, Anayasayı değiştirmeden önce,    terhise hak kazanan erleri can güvenliği gerekçesiyle birliklerinde hapseden ve evlerine gönderemeyen uygulamaya son verecek tedbirleri almalıdır.

Geçen hafta yine yüz karası bir olay yaşadık. Van ilinden İstanbul iline kargo nakleder gibi, iptidai bir araçla tutuklu nakleden Adalet Bakanlığının bu çağ dışı nakil uygulaması sırasında araçta çıkan yangın sonucu, yanılmıyorsak beş tutuklu diri, diri yanarak ve büyük bir acı çekerek hayatlarını kaybettiler.

Gazetelerde okuduk ki, nakil sırasında araçta bulunan görevliler hakkında taksirle ölüme sebebiyet vermekten soruşturma açılmış. Bu vahşetin asıl sorumlusu olan siyasiler, Adalet Bakanı ve ilgili yüksek bürokratlar, suçlu arayacak ve kendi suçlarını göz ardı edecekler. Kabak yine gariban görevlilerin başında patlayacak.

Bu olay sebebiyle istifa etmesi gereken Adalet Bakanı, özgürlükleri kısıtladığı iddiasıyla 12 Eylül Anayasasını değiştireceğiz, insana değer veren, insan hak ve özgürlüklerine tavan yaptıran yeni anayasa yapacağız diye sıkılmadan demeçler vermeye devam edecek.

Şimdi yeniden sormak istiyoruz. Bırakınız insan, eşya naklinde bile kullanılamayacak olan araçlarla, uzun mesafeli tutuklu nakledilirken, can güvenlikleri devletin, başka bir ifadeyle Adalet Bakanlığının güvencesi altında bulunan beş tutuklunun diri diri yanarak ölmelerine neden olan Adalet Bakanının bu ayıbının ve suçunun sorumlusu da, 12 Eylül Anayasası mıdır?

Tabii ki hayır.

Eski Başbakanlardan Adnan MENDERES'in asılmasının ellinci yılı nedeniyle Meclis Başkanımız, MENDERES'in oğlunu ziyaret etmiş ve darbelerin önlenmesi için yeni ve sivil bir Anayasa yapılmasının gereğine vurgu yapmış. Yani Meclis başkanımız da darbelerin önlenebilmesi için 12 Eylül Anayasasının değiştirilmesini öğütlemiş.12 Eylül Anayasası darbecilerin yaptığı bir Anayasadır ama, o Anayasada, açıkça, askere darbe yapın diyen hiçbir hüküm yoktur.

AKP iktidarına buradan sesleniyoruz. Sorun Anayasa değil, İngilterede yazılı bir Anayasa dahi yok. Siz önce kafalarınızı değiştirin ve tutuklu ve mahkum da olsa, insana değer vermeyi ve sevmeyi öğrenin. Gerisi kendiliğinden gelecektir.

Sürekli söylüyor ve yazıyoruz. Özgürlükleri kısıtlayan; Terörle Mücadele Yasası Basın Yasası, Toplantı Ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası gibi, uygulama yasalarıdır.

Siz insan haklarını ve özgürlüklerini artırmak mı istiyorsunuz? Elinizi tutan yok, daha zor bir yol olan  Anayasayı değiştirmeden önce, özgürlükleri kısıtlayan ilgili uygulama yasalarını değiştirin de samimiyetinizi görelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder