Recep Tayyip ERDOĞAN, artık, öncelikle Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı olduğunu hatırlamalı ve doğrudan ülkemizi ilgilendirmeyen dış politika ağırlıklı mesaisine son vererek, ülke sorunlarının ilk sırasında yer alan bölücü PKK terörü sorunu ile yüzleşmeli ve bu sorunu çözmek için ne gerekiyorsa yapmalıdır.
Gün geçmiyor ki, Güneydoğudan sürekli şehit haberleri geliyor, Başbakan Recep Bey ise, kendi ülkesinin açlarını bir kenara koymuş, Somalideki açlık, Gazzedeki İsrail ablukası, arap baharı, Mavi Marmaraya yönelik İsrail saldırısı nedeniyle İsrailin tazminat ödemesi ve özür dilemesi ve Suriye sorunlarına kilitlenmiş, gözü başka hiçbir şey görmüyor.
Somalide açlıktan ölen çocukların dramına insan olarak kayıtsız kalınamaz, ancak bu açlık sorununa, bataklığı kurutmadan köklü ve sürekli bir çözüm bulmanın imkansızlığı da göz ardı edilmemeli ve Somalideki açlık sorununa gösterilen ilgi, tadında bırakılmalıdır.
Arap ülkelerinde baş gösteren halk ayaklanmaları ile dikta rejimlerine son verme isteği ve girişimi, demokratik bir ülkenin Başbakanı olarak desteklenmeli, ancak, Arap ülkelerinin kendi şahsi ve iç sorunu olan bu sorunun içine, diz boyu balıklama da atlanmamalıdır.
ERDOĞAN, şu anda Arap ülkelerinde kurtarıcı bir lider gibi karşılanıyorsa da, bu ülkelerde gerçekten demokrasinin yeşerip boy verebilmesi için; ERDOĞAN'ın yapabileceği hiçbir şeyin olmadığı, o ülkelerin halklarının, demokrasi kültürlerinin, bilinçlerin, kültür seviyelerinin, toplumsal alt yapının, İslama bakış açılarının ve laiklik anlayışlarının, herşeyden önemlisi de, şu anda ülkeyi geçici olarak yöneten grupların demokrasiye geçişteki samimiyetlerinin belirleyici olacağı unutulmamalıdır.
Türk Ulusu olarak hepimizi üzen Mavi Marmara gemisine yönelik ölümlü İsrail saldırısı nedeniyle, Sayın ERDOĞAN'ın, İsrail Devletinden, Mavi Marmara saldırısında ölenler için tazminat talep etme ve özür dileme isteklerinde haklı olduğu yadsınamaz ise de, bu olayı, temcit pilavı gibi, ulusal ve uluslar arası arenada sürekli diline dolaması, bugünkü İsrail yönetimin gelip geçici olmasına, İsrail halkı ile aramızda bir sorunun bulunmamasına rağmen, diplomatik ilişkinin ikinci katip düzeyine indirilmesi ve diplomatik ilişkinin tekrar eski düzeyine gelebilmesi için, tazminat ödeme ve özür dileme koşullarına, Gazzedeki ablukanın kaldırılması koşulunun da ilave edilmesini anlamak mümkün değildir.
İsrail, Gazzedeki ablukayı kaldırmayacağına göre, Sayın ERDOĞAN, İsrail ile Türkiye ilişkilerinin düzelerek tekrar eski seviyesine gelmesi için, tazminat ve özür dileme koşullarına, Gazzedeki ablukanın kaldırılması koşulunu da kasten ilave etmek suretiyle, Mavi Marmara ve Gazze sorunu edbiyatına ve bu iki sorundan dolayı kendisine ve partisine siyasal rant elde etme gayretlerine devam edeceğini göstermiştir.
Sayın ERDOĞAN; şayet, Uluslar arası arenaya yönelik çıkışlarında samimi ise, asıl amacının, kendisine ve partisine rant elde etmek değil, Türkiye Cumhuriyetinin büyük bir devlet olduğunu cümle aleme göstermek ise, söyleyeceklerini söylemiş ve görevini yapmıştır. Şimdi serinkanlıkla, karşı tarafın veya tarafların hamlelerini bekleyip görmeli ve artık, doğrudan ülkemizin iç ve dış sorunlarına eğilerek, ardı arkası kesilmeyen şehit haberleriyle sarsılan halkımızın acısını dindirecek ve onlara güven verecek olan somut icraatlarını, bir, bir yürürlüğe sokmalıdır.
" Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!"-DR. Necip HABLEMİTOĞLU
Sayfalar
Ben Anamın Paşası....
- Anasının Paşası @ataturkhaber
- ANKARA, Türkiye
- ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder