Milli İstihbarat Teşkilatı üst düzey yöneticilerinin halen İmralıda hükümlü bulunan PKK lideri Abdullah ÖCALAN ile görüşmeler yaptıklarının, internete düşen ses kayıtlarıyla ortaya çıkması, ısrarla bu tür görüşmelerin yapılmadığını savunan AKP lideri ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN'ı zora sokmuş ve bu görüşmeler kamuoyunda tartışmaya açılarak, yapılan bu görüşmeleri devletimizin yararı için savunanlar olduğu gibi, şiddetle eleştirenler de olmuştur.
Görüşmelere ilişkin ses kayıtlarının internete düşmesinden önce, ÖCALAN ile görüşülmediğini savunan Sayın ERDOĞAN; ortaya çıkan ses kayıtları ile mızrağın çuvala sığmadığını görünce, bu görüşmelerin yapıldığını inkar edemeyerek konuyu saptırmış ve Devletin iz sürmek ve delil toplamak amacıyla, ÖCALAN ile görüştüğünü kabul etmek zorunda kalmış ve işin içinden sıyrılmaya çalışmıştır.
Bilindiği gibi, MİT Müsteşarlığı, yasa gereği, doğrudan Başbakan'a bağlı bir kurumdur. Bu itibarla, çok önemli olan kamuoyunun çok duyarlı ve hassas olduğu bu konuda, MİT Müsteşarının ve yardımcısının, doğradan kendisine bağlı oldukları Başbakan ERDOĞAN'ın özel izin ve talimatını almadan, durumdan vazife çıkararak ÖCALAN ile görüşmeleri, asla mümkün değildir.
Milli İstihbarat Teşkilatının görevleri; 2937 sayılı DEVLET İSTİHBARAT HİZMETLERİ VE MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI KANUNU ile açıkça belirlenmiştir.
Anılan yasanın 4. maddesine göre, Milli İstihbarat Teşkilatının başlıca görevi, (anılan yasa maddesinin (a) fıkrası) “Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak.” olarak belirlenmiştir.
Buna göre, MİT Müsteşarlığı, Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine,Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen halen mevcut ve ileride olması muhtemel faaliyetler hakkında bilgi toplamakla görevlidir.
PKK lideri ÖCALAN, yıllardan beri tutuklu ve hükümlü olarak devletin gözetim ve kontrolünde olduğuna göre, MİT görevlileri, ÖCALAN ile görüşerek, örgüt ile ilgili yeni ne gibi bilgiler elde edecek ve iz sürecek? İşte, bunu anlamış değiliz.
Yoksa, ÖCALAN'a; örgütün eylem ve faaliyetleriyle ilgili yeni bilgileri toplaması ve örgüte eylem ve faaliyetleriyle ilgili yeni talimatlar vermesi için, doğrudan Kandil ile görüşebildiği bir kırmızı telefon hattı tahsis edildi ve/veya zaman zaman salıverilerek, Kandili gidip gelmesine izin verildi de, bizim mi haberimiz yok anlamış değiliz..
PKK örgütü 1984 senesinden bu yana yaklaşık otuz senedir eylem ve faaliyetlerini sürdürmekte olup, bu otuz senelik süre zarfında, PKK ile ilgili tüm bilgi, iz ve deliller toplanmış ve PKK'nın, tabirimi hoş görün, iç çamaşırına kadar, öğrenilecek hiçbir yanı kalmamıştır.
Bu itibarla, şayet, zaman, zaman örgütünün başına Kandile gidip gelmesi için kendisine izin verilmiyorsa, halen devletin gözetimi altında tutuklu olan ve örgütünün başında bulunmayan ÖCALAN dan, örgütünün faaliyetleri hakkında yeni delil ve iz elde etmek fiilen imkansızdır. Bu nedenle, Sayın Başbakan'ın, ÖCALAN ile yapılan görüşmelere ilişkin, delil elde etmek ve iz sürmek gerekçesi, hiç inandırıcı ve gerçekçi değildir.
AKP iktidarının Kürt açılımı adı altında ortaya attığı, içeriği ve kapsamı belirsiz içi boş politikasının içini doldurmak ve ÖCALAN'ın şahsında PKK ile pazarlık yapmak amacıyla bu görüşmelerin planlanıp uygulamaya konulduğu anlaşılmaktadır. Konuşmalarda, ÖCALAN'a;“Sayın ÖCALAN” şeklinde hitap edilerek, ona sempatik görünmek istendiği ve ÖCALAN'a gaz verilerek pazarlık gücünün artırılmaya çalışıldığı görülmektedir.
Bu görüşmelerle, ÖCALAN dan medet ummak acizliğinin içine girilmiş, sorunun çözümünde PKK açıkça muhatap alınmış ve PKK terörüyle ödünsüz mücadele azmi sulandırılarak, PKK'nın, silahlı mücadele ile siyasal sonuç alabileceklerine ilişkin umudu, iyice güçlendirilmiş, ÖCALAN da, Kürt halkı adına kurtuluş mücadelesi veren ve mağdur edilen bir lider olduğu ve ileride mutlaka özgürlüğüne kavuşacağı konusunda umutlandırılmıştır.
" Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter ve laik yapısına göz diken tüm unsurlara karşı bunca zahmete ve mihnete değer mi, diyorsanız, Atatürk'ün manevi mirasçısı olarak evet değer, diyorum. Çünkü Türküm ve başka Türkiye yok!"-DR. Necip HABLEMİTOĞLU
Sayfalar
Ben Anamın Paşası....
- Anasının Paşası @ataturkhaber
- ANKARA, Türkiye
- ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder