Ben Anamın Paşası....

Fotoğrafım
ANKARA, Türkiye
ATATÜRKÇÜ,LAİK BİR İŞ ADAMI.65 YAŞINDA VE 45 YILLIK CHP Lİ.ESKİ BELEDİYE BAŞKANI.CHP KONGRE ÜYESİ,ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ÜYESİ,KEMALİST..VE HER ŞEYDEN DAHA ÖNEMLİSİ BİR ŞEHİT DEDESİ......

1 Eylül 2011 Perşembe

Yargı İle Siyasetin Bilek Güreşi

CHP, MHP ve BDP den milletvekili seçilen malum davalardan tutuklu olan kişilerin tahliye taleplerinin reddedilmesi,  Türkiye büyük Millet Meclisinde yapılacak olan yemin törenine gölge düşürmüştür.

Bana göre, konu, yargı ve siyaset arasında bir bilek güreşine dönüştürülmüştür.

Anayasanın 14 ve 83. maddelerinin, tahliye talepleri ret edilen kişilerin, salt milletvekili seçilmiş olmalarının, üzerlerine atılı suçların niteliğine göre, onların otomatik olarak tahliye edilmelerine engel teşkil ettiği görüşünün savunulmasına yol açmakta ise de; milletin reyleriyle milletvekili seçilen o tutuklu kişilerin, konumları itibariyle, kaçma ihtimallerinin bulunmadığı gibi, haklarında tutuklama kararı verilip kamu davaları da açıldığına ve tutuklu kaldıkları sürelere göre, delillerin henüz toplanmadığı da savunulamaz.

Yargı; Anayasamıza göre, yasama, yürütme ve yargıdan oluşan üç erkten biri olup, yargıçlarımız, yargı yetkisini Türk Milleti adına kullanmaktadırlar.

Ancak, Türk Milleti, yapılan seçimlerde bizzat kullanmış olduğu oylarla, hiçbir aracı kullanmadan, doğrudan doğruya BALBAY, HABERAL ve ALAN'ı milletvekili seçmiştir.

Bu itibarla, atanmış olan ve Türk Milletinden seçimle doğrudan bir yetki almayan, Anayasa gereği Türk Milleti adına dolaylı olarak yargı yetkisini kullanan yargıçlarımızın, Türk Milletinin bu tercihine saygı göstererek, Türk Milletinin doğrudan milletvekili seçerek yasama yetkisini kendilerine devrettiği tutuklu milletvekillerini tahliye etmeleri gerekirdi diye düşünüyorum.

Şu gerçekler de asla unutulmamalıdır;

Bizim hukuk sistemimize göre, zorunlu tutuklama yoktur. Tutuklama kararı verme yetkisi; yargıçlarımıza tanınan bağlı bir yetki değildir. Yani; tutuklama nedenleri mevcut olsa dahi, yargıçlarımız tutuklama kararı verip vermemekte hürdür.

Tutuklama; yasada belirtilen koşulların mevcut olduğu zorunlu hallerde ve istisna' en başvurulması gereken bir emniyet tedbiri olup, asla, ileride hükmedilmesi muhtemel bir cezanın peşinen infazı müessesesi değildir.

Bu itibarla, milletvekili seçilerek, millet tarafından kendilerine yasama yetkisi verilen tutuklu kişilerin tahliye taleplerinin ret edilmesinin, hukuken haklı bir izahı bulunmamaktadır.

Bizim yargıçlarımızın, tatbikatta tanık olduğumuz, hatalı bir uygulaması da şudur;

Özellikle çok sanıklı toplu suçlarda, yargıçlarımız, aynı suçlardan yargılanan ve evli, çoluk çocuk sahibi, sabit bir iş ve ikametgah sahibi olmaları nedeniyle; bu konumları, üstlendikleri sorumlulukları ve sübjektif koşulları itibariyle kaçma ihtimalleri bulunmayan sanıklarla, sübjektif koşulları itibariyle kaçma şüphesi bulunan sanıklar arasında bir ayırım yapma gereği duymamakta ve sözüm ona eşitlik kuralı adına, her iki sanık grubunu aynı kefeye koyarak, tümünü, ya aynı anda tahliye etmekte veya hiç tahliye etmeyerek, büyük bir yanlışa imza atmaktadırlar.

Milletvekili seçilen tutuklu sanıkların tahliyelerine karar verilmesi halinde, bu kararın, diğer tutuklu sanıklar adına eşitlik kuralının ihlali olarak değerlendirilmesi büyük bir yanılgıdır. Eşitlik kuralını yanlış yorumlayarak, eşitlik kuralı adına ve toptancı bir zihniyetle, kendi sübjektif koşullarına göre tahliye edilmesi gereken kişilerin tahliye edilmemeleri, büyük bir haksızlıktır.

Burada, objektifliğimizin bir gereği olarak, özellikle CHP' ye de birkaç sözümüz olacak. Kanımızca, CHP, tutuklu sanıklar; BALBAY ve HABERAL' ı milletvekili adayı göstermekle büyük bir siyasi hata yapmış ve bugünkü kaosun oluşmasına katkıda bulunmuştur.

CHP; BALBAY ve HABERAL' ı milletvekili adayı yaparken, Anayasanın 14 ve 83. maddelerinden habersiz miydi? Bu şahısların, milletvekili seçilmeleri halinde otomatikman tahliyeye hak kazanamayacakları, bu konuda hukuken bir sorun yaşanabileceği ihtimali niçin düşünülmemiştir?

Kim ne derse desin, milletvekili adayı olarak gösterilirlerken, seçildiklerinde tahliye edilecekleri düşüncesi öne çıkan BALBAY ve HABERAL' ın, CHP tarafından milletvekili adayı yapılarak milletvekili seçtirilmeleri, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kürsü ile sınırlandırılmasını savunan CHP' nin; milletvekili dokunulmazlığının kürsü ile sınırlandırılmasına ilişkin tezini zayıflatmış ve sınırsız milletvekili dokunulmazlığını savunan AKP' ye koz verilmiş ve bu konuda AKP' nin eli güçlendirilmiştir.

CHP' nin; bence hatalı olan ve bugünkü kaosun çıkmasına katkıda bulunan bu aday belirlemesi, yargı ile siyaset arasında bir bilek güreşine yol açmış ve BALBAY ile HABERAL' ın tahliye taleplerini oy çokluğu ile ret eden mahkemenin iki üyesinin kararlarının gerekçesinde yer alan; bu iki tutuklu şahsın, milletvekili dokunulmazlığı kazanarak tahliye edilmelerinin sağlanması amacıyla milletvekili seçtirildiklerine yönelik, tarafsız olması gereken ve sadece hukuka göre karar vermek zorunda olan yargıçlara asla yakışmayan değerlendirmeleri, yargı ile siyaset arasındaki bu bilek güreşini açıkça ortaya koymuş olup, BALBAY ve HABERALAN' ın tahliye taleplerini ret eden yargıçlar, bu değerlendirmeleri ile güya, BAYBAL ve HABERAL' ın tahliye edilmeleri için siyaset kurumunun yaptığı seçim oyununu bozduklarını ima etmek suretiyle, yargının saygınlığına ve tarafsızlığına gölge düşürmüşlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder